Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

46. Bölüm En İyi Oyuncuya Meydan Okumak!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 “Sorumluluğu sen mi alacaksın? ”

  Yan Zhao bana bir bakış fırlatıp, konuşmaya başlamıştı: ‘’Xiao Yao, Qing Qian’la aranızda iyi bir ilişki olduğunu biliyorum ancak, adam dediğin diğerlerinin meselelerine burnunu sokmaz. Qing Qian’ın yanında getirdiği insanları görür görmez ona bütün gücünle engel olman gerekiyordu! Bunun yerine hiçbir şey söylemeyip, olaylara göz yumdun!’’

  Başımı kaldırıp, direkt gözlerine derin bir bakış fırlattım: ‘’Asıl, adam dediğin zorda olan arkadaşına sırtını dönmez ve zor durumda kaldığında arkadaşlarının yardımını da geri çevirmez!  Qing Qian benim arkadaşım olduğundan ona kimsenin bir şey demesine izin vermeyeceğim. Bir lider olarak sorumlu olduğun kişilerin hatalarını üstlenmek yerine, onları azarlamayı seçiyorsun! Yan Zhao amca, gerçekten Prag’ın lideri olmayı hak ediyor musun?’’

……

  Kimseden çıt çıkmıyordu. Yapraklardan düşen çiy tanelerinin sesini bile duyabiliyordunuz.

  Yan Zhao Ba Huang Şehri’nin en iyi oyuncusu, Prag’ın lideri ve bütün bunların yanında kendi kombosunu yaratmayı başarmış bir adamdı! Daha kimse ona meydan okumaya cesaret edememişti!

  Qing Qian suratında boş bir ifadeyle oracıkta dikiliyordu. Arkadam bana fısıldadı: ‘’Xiao Yao…’’

  Wei Liang’ın güzel gözleri endişeyle doluydu: ‘’İşi bitti, Xiao Yao birazdan amcamızın öfkesine maruz kalacak. Ah ah, yazık oldu…’’

……

  Savaşçı Yan Zhao’nun gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi bana bakıyordu. Bir dakika geçtikten sonra bir anda elini kılıcına attı ve kılıcı çektikten sonra: ‘’Xiao Yao, Qing Qian’ın senin gibi bir arkadaşa sahip olmasından dolayı mutluyum ancak, yaptıklarının ne tür şeylere yol açtığını biliyor musun? Gel bakalım, bana Ba Huang’ın en iyi şifacısı ne kadar güçlüymüş göster hadi! Bakalım Qing Qian’ın Prag’tan atılmasına değecek kadar değerli biri miymişsin! Eğer boş laftan ibaretsen, işini bitireceğim!’’ dedi.

  Pa!

  Kan rengi bir flama yere düştü.

 “Ding!”

Sistem Notu: Oyuncu ‘’Savaşçı Yan Zhao’’ size meydan okuyor. Kabul ediyor musunuz? (Düelloda hayatını kaybeden oyuncuların eşyaları-seviyeleri durumdan herhangi bir şekilde etkilenmez.)

……

  Elimi kaldırdım ve asayı havaya savurarak meydan okumayı kabul ettim. Altın bir altıgen toprağın üstünde belirmiş ve hemen yanımda Ufak Bobo ortaya çıkmıştı.

  ‘’Xiao Yao…’’ Qing Qian meydan okumayı kabul ettiğimi görür görmez titremeye başlamış ve gözleri kan çanağına dönmüştü.

  Gözlerimi kapattım ve kendimi kalabalıktan soyutlamaya koyuldum. Bütün sesleri izole etmiş ve vücudum bir meditasyon transına girmişti. Hislerim, reflekslerim hiç olmadıkları kadar keskinleşmişti. Eğer şifacı olmasaydım ona karşı kazanabilirdim. Herkes Yan Zhao’nun ne kadar güçlü olduğunu biliyordu. Rakibi Wan Er olsa bile, durum yine yarı yarıya olacaktı. Benim içinse kazanmak gibi bir düşünce hayalden öteye gidemiyordu.

  Aklımdan sayısız taktik geçiyordu ve nihayet içlerinden birini seçtim: İlk önce Savaşçı Yan Zhao’nun %74’lük Katil Arısını öldürecek ve canımı doldurmak için 3. Seviye [Tedavi]’yi kullanacaktım. Ardından Ufak Bobo’nun güçlü saldırılarını kullanarak Yan Zhao’yu öldürmeye çalışacaktım. En azından bu taktikle kazanma şansım vardı!

  Yüzlerce bakışın arasında sistem geri sayıma başladı.

 “3! ”

“2! ”

“1! ”

Başlayın!

  Tabii mücadele hemen başlamıştı. Savaşçı Yan Zhao arısına ileri doğru gitmesi için talimat verdikten sonra sola doğru koşmaya başladı. Ufak Bobo’dan kaçınmak istiyordu. Son darbeyi vurmadan önce canını olabildiğince yüksek tutmaya çalışıyordu!

……

  Ufak Bobo Katil Arıya doğru ilerledi ve iki arı da kombo yeteneklerini kullanarak saldırmaya başladı. Ufak Bobo bir çığlık attıktan sonra üst üste 3 darbe geçirmeyi başarmış ve 900’ün üstünde vurmuştu. Bunun yanında Katil Arı’nın saldırısı Bobo’ya sadece 600 vurmayı başarmıştı. Durumu iyice lehime çevirmek için Bobo’ya [Tedavi] yeteneğimi kullanarak can vermiş ve yaratığın canını fullemiştim!

 “Tak … …”

  Yan Zhao’nun Katil Arısı yere çakıldı ve oracıkta hayatını kaybetti. Mücadeleyi izleyen oyuncuların nefesleri kesilmişti. Kim Yan Zhao’nun evcil hayvanının bu kadar çabuk öleceğini tahmin edebilirdi ki?

 “Ding……”

  Keskin bir sesle Yan Zhao’nun kılıcı parıldamaya başlamıştı: 4. Seviye bir kombo! 3. Seviye bir kombonun 3 kez ardı ardına saldırı yapabilme olasılığı %50’yken, 4. Seviyede bu olasılık %80’e çıkıyordu. Bunun yanında saldırı başına verilecek hasar da artıyordu!

  Rakibin kılıcını görür görmez hemen kılıcın nereye yöneldiğini kestirmeye çalıştım. Arkaya doğru kaydım ve asamı havaya kaldırarak kılıcı karşılamaya koyuldum!

 “Bang……”

  Asamdan kıvılcımlar fırlıyordu. Kılıcın arkasındaki devasa güçten sebep neredeyse dengemi kaybediyordum. Ardı ardına numaralar fırladı---

 “ISKA! ”

“147! ”

“+160! ”

“374! ”

……

  Kombonun ilk saldırısı ıska geçse de, ikinci saldırıdan sonra [İlk Yardım]’I kullanmasaydım, üçüncü saldırıda muhtemelen öteki dünyayı boylayacaktım.

  Yan Zhao şaşırmışa benziyordu. İlk saldırısını savuşturmama bir hayli şaşırmıştı. Ancak birçok mücadele verdiği için meseleyi üstelemedi ve dengemi sağlamama fırsat vermeden kılıcını kaldırdı. Etrafa kızıl ışık hüzmeleri saçan kılıç beraberinde 4. Seviye [Ağır Darbe]’yi de barındırıyordu!

  Seviye 4 [Ağır Darbe] tek bir saldırıyı %4 oranında arttırıyordu. Normal saldırısı zaten yeterince güçlü olan Yan Zhao’ya bir de %4’lük ekstra eklenince, 85’lik defansımla bu darbeyi nasıl karşılayacağımı bilemiyordum.

  Zaman kaybetmeden asamı ileri doğru savurdum ve asa bir kılıç edasıyla havaya bir kesik attı. Çapraz bir kesik daha atarak 280 hasar vermeyi başardım. Yan Zhao bir adım geri çekilmek durumunda kalmış ve [Ağır Darbe]’si de bozulmuştu.

  Herif öfkeden kuduracak gibi görünüyordu. Suratı mosmor olmuş ve kılıcını ileriye doğru savurmuştu.

  Fırsatı görür görmez vücudumu eğmiş ve ucu ucuna da olsa kılıç alnımı teğet geçmişti. Keng! Yan Zhao’nun kılıcı şehir duvarlarında saplandığından etrafa kıvılcımlar yayılmaya başlamıştı. Eğer o saldırı bana ulaşsaydı, muhtemelen bir daha gün yüzüne çıkmam mümkün olmayacaktı.

  Sağa doğru yuvarlandım ve 3. Seviye [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum. Ufak Bobo’ya geri gelmesini ve [Arı Sokması]’nı kullanarak saldırmasını emrettim.

Ding Ding!

“297! ”

Gee, ne defans ama!

“GEBER!”

  Ufak Bobo’yla karşılaşan Yan Zhao zaman kaybetmeden kendi yarattığı komboyu, [Eşsiz Darbe]’yi kullanmaya koyuldu!

  [Eşsiz Darbe] içinde direkt darbe, kesik, kesik, tekme ve son olarak da direkt kesiği barındıran bir komboydu. İlk üç saldırı çok hızlı olmasının yanında iptal edilebiliyordu ancak, tekmeden önce 0.3 saniyelik bir boşluk vardı. Bu kombo yeteneğinin videosunu defalarca kez izlediğimden, yeteneğin tek açık noktasının bu boşluk olduğunu biliyordum. Bu açığı sistem de fark etmiş olacak ki, komboyu A seviyesi olarak atamıştı!

  0.3 saniyelik farkı kullanmak adına ileriye atıldım ve Yan Zhao tekmesini atmaya başlamadan önce ayağına bastım!

  ‘’BAM!’’

  Hava akışı bozulmuş ve Yan Zhao’nun son iki saldırısı kaybolmuştu! Ufak Bobo’nun canı düşük olsa da Yan Zhao’ya vuracağı bir kritik darbe olayı bitirebilirdi!

 “Tak! ”

“254! ”

  Ne yazık ki kritik darbe vuramamış ve Yan Zhao’nun 200 canı kalmıştı. Herif toparlandıktan sonra Bobo’ya vurdu ve yaratık acı dolu bir çığlık attıktan sonra can verdi. İki can doldurma yeteneğimin de dolmasına 6 saniye olduğundan, Bobo’yu kurtarmak için bir şey yapamamıştım.

  ‘’Cehenneme kadar yolun var!’’

  Ufak Bobo’yu öldüren Yan Zhao ileriye zıpladı ve kılıcıyla omuzlarıma iki darbe geçirdi!

 “365! ”

 “331! ”

  Bedenim geriye doğru savrulmuş ve toprağa yapışmıştım. Canımın 0’a düştüğünü de söylemeyi unutmayayım…

 “Ding!”

Sistem Notu: Oyuncu Kaygısız Xiao Yao meydan okumayı kaybetti. Kazanan: ‘’Savaşçı Yan Zhao!’’

……

  ‘’Muazzam! Lider kazandı. Ne güzel bir zafer ama!’’

  ‘’Yan Zhao amca gerçekten Ba Huang’ın en iyisi!’’

   ‘’Komboyu gördüğü gibi Xiao Yao ne yapacağını şaşırdı, hahah!’’

   (ÇN: Salak mısınız oğlum siz? Hayret bir şey…)

  Herkes Yan Zhao’yu tebrik etmeye başlamıştı ancak adamın suratında mutluluğa dair herhangi bir iz yoktu. Bana baktıktan sonra kendi kılıcını inceledi. Kombosunu nasıl bozduğumu gerçekten merak ediyor olmalıydı. Bu duello ilk başta büyük bir olay gibi görünse de, kimse bir şifacıyla bir kılıç ustasının arasındaki mücadelenin dengesizliğinden bahsetmiyordu. Yan Zhao ilk kombosunu kaçırmış ve [Eşsiz Darbe]’si bile tam anlamıyla işe yaramamıştı. Düelloyu o kazanmış olsa bile gerçek zafer ona ait değildi!

  Qing Qian ileri atıldı ve kolumu tuttu. Kan çanağına dönmüş gözleriyle bana bir bakış fırlattı: ‘’Xiao Yao, gerçekten çok üzgünüm…çok üzgünüm. Hepsi benim hatam…’’

  Başımı iki yana salladıktan sonra fısıldadım: ‘’Hayır asıl hata benimdi, her şey benim yüzümden oldu…’’

  Qing Qian neredeyse ağlamaya başlayacaktı: ‘’Xiao Yao, neden bana bu kadar iyi davranıyorsun?’’

  ‘’Bilmem, sen de bana böyle davrandığın için olamaz mı?’’

Qing Qian: “……”

……

  Savaşçı Yan Zhao soğuk bakışlarıyla beni süzüyordu: ‘’Xiao Yao, [Kahramanın Öfkesi]’yle nasıl bir ilişkin olduğu beni ilgilendirmiyor ancak [Prag]’ı kendi meselelerine alet etme. Kişisel çıkarların için kendi gücümüzü kullanacak değiliz. Qing Qian arkadaşın olabilir ancak söylesene bana arkadaşının değerini biliyor musun?’’

  Doğruldum ve üstümdeki tozları silkeledikten sonra cevap verdim: ‘’Yan Zhao amca, aslında sizden Qing Qian’ı geçici olarak klana almanızı isteyecektim. Ancak klanımı kurduğum zaman onu da davet edeceğim!''

  ‘’Sen!’’

  Böyle bir teklifle karşılaşan Yan Zhao’nun suratı mosmor olmuştu. Kılıcını bana doğrulttu: ‘’Xiao Yao, benim dengim değilsin, bu sözleri söyleme cesaretini nereden buluyorsun?’’

  Asamı savurdum ve cevap verdim: ‘’Şimdilik dengin olmayabilirim ancak bu ileride dengin olmayacağım anlamı gelmiyor…’’