Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

49. Bölüm Güç Artışı!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

  Ormanda gezerken bulduğum ilk hedef pek de abartılacak bir şey değildi. Etrafta görebildiğim en düşük seviyeli yaratık---Gümüş Başlıklı Goblinler. 34. Seviye bir yaratık olduğundan bütün özelliklerini görebiliyordum. Ortalama bir saldırının yanında iyi sayılabilecek bir de defansı vardı. Kısacası bana büyük bir tehdit oluşturmuyordu. 30. Seviyeye kasmak için bu yaratıkları avlayacaktım.

……

  Karanlık gecenin ortasında Gümüş Başlıklı Goblinler ellerindeki keskin baltalarla etrafı turluyordu. Arada sırada çığlık attıklarından biraz sinirime dokunmuşlardı. Dışarıdan ilk bakışta ufak cüceler gibi görünseler de biraz cazgır yaratıklardı.

 “İleri!”

  Talimatımla ileriye atılan Ufak Bobo Kombosunu kullanmış ve gobline 800 hasar vermişti. Ben de zaman kaybetmeden mücadeleye katıldım ve asamı kullanarak 2. Seviye Kombo yeteneğimi aktif ettim!

118!

99!

  Saldırı puanım gerçekten de Bobo’dan bir hayli düşüktü. Tabii bunun sebebi elimde tuttuğum asanın zavallı bir saldırı puanına sahip olmasıydı. Bir an önce 30 olup, Yeşim Şehri’nin Kılıcını kuşanmam gerekiyordu.

  Saldırılarımıza dayanamayan goblin acı dolu bir çığlık attı ve yere yıkıldı. Elimi havaya savurup Bobo’nun canını doldurdum. Aynı sırada goblinin bir eşya düşürdüğü de gözümden kaçmamıştı.

【Gümüş Başlıklı Goblinin Baltası】(Beyaz Ekipman)

Saldırı: 25-40

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 30

……

  Baltayı alıp envanterime fırlattım. Oyunun bu zamanlarında oyuncular belirli bir seviyeye geldiğinden, çoğu beyaz ekipmanlara ihtiyaç duymuyordu. Ancak dükkanlara satıp birkaç gümüş kazanmanın da bana bir zararı dokunacak değildi.

  Başka bir goblinle kapışmaya koyulduğumda ayaklarımın altındaki toprak titremeye başlamıştı. Hmm, bu durum oldukça tanıdık geliyordu!

  Durumu anında kavramıştım. Şüphesiz ki bu sarsıntının sebebi Ginseng Solucanıydı! Bu yaratık öğretmenimi bile etkilediğinden oldukça heyecanlanmıştım!

Pa!

  Ginseng Solucanının başı toprağı delerek çıktı ve yaratığın oldukça tanıdık göründüğünü fark ettim. Bunun sebebi yaratığın sırt bölgesindeki devasa yaraydı. Yaklaştıkça bu yaratığın bir öncekiyle aynı olduğunu anlamıştım!

  Envanterime bir bakış fırlattım ve hemen kurumuş balıklardan birini çıkarmaya koyuldum. Bu balıkları olası durumlarda kullanmak için Dalin’den almıştım ancak bu kadar kısa bir sürede kullanacağım aklımın ucundan bile geçmemişti! Solucanın toplam canı 5.000 olduğundan bu sefer durumu iyi kontrol etmem gerekiyordu. Canı azaldığında toprağa geri dönmesine izin vermeyecektim. Deliğe girmeden önce yaratığı gebertmem gerekiyordu ki vücudunu geri götürebileyim!

  Aklıma bir fikir geldi ve hemen Bobo’yu tasvir kitabına geri çağırdım. Yavaş yavaş ilerlemeye koyuldum ve solucanla aramızda 100 metre kalır kalmaz duraksadım. Cebimden çıkardığım balığı yere bıraktım. Rüzgar arkamdan estiği için koku solucana kısa bir sürede ulaşacaktı.

……

  Balığı bıraktıktan sonra saklandım ve sabırla beklemeye başladım. Ginseng Solucanı daha önce saldırıya uğradığından oldukça temkinliydi. Başını kaldırıp 10 dakika boyunca balığı izledi. Şans bu ki sabırlı bir insandım; beklemeye devam ettim.

  Sonunda solucan delikten çıkmış ve balığa doğru sürünmeye başlamıştı!

Pa!

  Elimde Goblin baltası, saklandığım çalılardan fırladım ve baltayı solucanın geldiği yere sapladım! Bu taktiğin işe yarayacağını umuyordum!

  İlk baltadan sonra yedi balta daha saplamış ve bu taktiğin işe yaraması için dua etmeye başlamıştım. Solucan benzeri yaratıkların içgüdüleri gereği yollarını hiç kaybetmediğini ve genelde geldikleri yoldan geri döndüklerini biliyordum. Böylece yön duygularını kaybetmiyorlardı!

  Elimi havaya savurup Bobo’yu çağırdım. Bobo gözlerini açar açmaz solucana doğru ilerlemeye başladı ve Kombo+Arı Sokmasını kullanarak saldırmaya koyuldu. Aynı sırada ben de Kombo yeteğinimi kullanarak saldırdım. Solucan balığı yutar yutmaz geldiği yöne doğru kaçmaya başlamıştı. Şans bu ki yaratık aynı yolu izleyerek geri dönmeye uğraşıyordu! Bu yaratığı tek başıma durdurmamın imkanı yoktu. Eğer bunu deneseydim, devasa vücudunun altına ezileceğimi biliyordum! Ancak Bobo saldırmaya devam edebilirdi!

 “Huff…Huff”

  Solucan kaçmak için elinden geleni yapıyordu ancak çok zaman geçmeden yaratık acı dolu bir çığlık attı! Karnında devasa bir yara açılmış ve yere sapladığım baltalardan ilki yaratığın 500 canını götürmüştü!

  Asamı aldım ve hemen solucana saldırmaya başladım. Diğer bir tarafta duran Bobo da deli gibi saldırıyordu!

  Solucanın canı yavaş yavaş düşmeye başlamıştı. Yalnız düşünme konusunda pek becerikli olmayan yaratık hala daha geldiği aynı yönden geri dönmeye uğraşıyordu! Beklendiği gibi ardı ardına yere sapladığım baltalara takılmış ve canı bir hayli azalmıştı!

  Solucan deliğe yaklaşmaya başladığında kalbim dört nala koşmaya başlamıştı. Lakin şükürler olsun ki yaratık deliğe ulaşamadan hayatını kaybetmiş ve yere yıkılmıştı!

Splat!

  Beraberinde birkaç düzine gümüş para ve bir de parıltılar saçan zırh bırakan solucana minnettardım. Hemen dizlerimin üstüne çöküp zırhı incelemeye koyuldum.

【Toprak Zırhı】(Bronz Tip)

Tip: Zırh

Defans: 70

Güç: +19

Ekstra: +15 saldırı puanı

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 30

……

 Zırhı aldığım gibi havalara uçmaya başladım. Cidden bu oyundaki şansım hiç fena değildi. Oyun resmen ben 30 olmadan önce her şeyi önüme koyuyordu! Seviye atlar atlamaz defansımın tavan yapacağını biliyordum.

  Zırhı envanterime attım ve solucanı kavradığım gibi kampa dönmeye koyuldum. Neredeyse 30 dakika geçtikten sonra kampa ulaşmış ve Dalin’in horlamasını duymaya başlamıştım!

  Hemen çadıra girip Dalin’in ayağına bir tekme savurduktan sonra: ‘’Usta, bak sana ne getirdim!’’ dedim.

  ‘’Eh?’’

  Dalin ağır ağır gözlerini açtı ancak solucanı gördüğünde hemen yerinden fırlamıştı: ‘’Aferin sana evlat, cidden gidip Ginseng Solucanı yakalamışsın! Gözümdeki değerin arttı!’’

 “……”

  Dalin heyecandan deliye dönmüştü. Ejderha Şehri’ne doğru döndü ve ellerini kaldırarak kükredi. Zaman geçmeden şehirden birkaç asker gelmiş ve Dalin’e: ‘’Dalin Usta, ne oldu?’’ diye endişeyle sormuştu.

  Solucana işaret edip cevap verdi: ‘’Şuna baksanıza!’’

  ‘’Ah?’’

  Askerlerin suratı değişmiş ve hepsi heyecandan kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Bu…Bu efsanevi Ginseng Solucanı! Oh tanrım, dediklerine göre Ginseng Solucanları çok muzip yaratıklarmış, bu yüzden birini yakalamak neredeyse imkansızmış. Ama siz başarmışsınız!’’

 “Bana değil, yeni koruyucumuza teşekkür edin!”

 “Güzel! Şehir sizi ödüllendirecektir!”

  Askerlerden en önde duranı yanıma gelip, omzuma dokundu: ‘’Ejderha Şehri’nin Kralı, Luo Lin’in adına sana bu ödülleri sunuyorum, umarım kabul edersin!’’

 “Ding!”

Sistem Notu: Başarılar! Ejderha Şehri’ne üst seviye bir yaratık sağladınız. 24.000 TP’nin yanında +1 karizma puanı kazandınız. Ejderha Şehri’nde ünlenmeye başlıyorsunuz!

……

Whoosh!

 Altın bir ışık hüzmesi bedenimi sarmaladı ve nihayet 30. Seviyeye ulaştım!

 Dalin’i ve askerleri görmezden gelerek hemen ekipmanlarıma yumuldum.

  Bang!

  Gümüş Bağcıklı Savaş Botları ve Toprak Zırhı’nı anında kuşandım. Kılıç ustaları ağır zırhlar giyebildiği için bunları satmak yerine kullanacaktım! Defansım akılalmaz derecede artmıştı. Bu parıltılı zırhları giydikten sonra kendime olan güvenim de bir hayli yerine gelmişti.

Hua!

  Elimi havaya savurdum ve kıçı kırık asa yerini Yeşim Şehri’nin Kılıcına bıraktı, sunucunun ilk altın ekipmanına! Artık bu kılıcı kullanacaktım. Bütün vücudumu bir güç dalgası sarmalamıştı. Bu esnada karakter sekmesini açtım ve gördüklerime neredeyse inanamıyordum!

【Kaygısız Xiao Yao】(Ejderha Şehri’nin Koruyucusu)

Seviye: 30

Saldırı: 514-695

Defans: 259

Can: 740

Mana: 320

Karizma: 26

……

  Yeşim Şehri’nin Kılıcından gelen ekstra 300 saldırı puanı gerçek gibi değildi. Saldırı puanım 700’e, defansım da 259’a fırlamıştı. Bunun yanında kılıç ve bottan gelen 41 dayanıklılık sayesinde ekstradan 328 canım da olmuştu! Karakter dediğin böyle olur yahu!

Clang!

  Kılıcı elime alır almaz [Kılıç Fırtınası] devreye girmiş ve saldırı puanım %10 artmıştı!

  İleriye atıldım ve kılıç havada dans etmeye başladı. Ufak hareketlerle yaptığım kombolar, gerçek hayatta kılıç kullanmayı bilmeyenlerin oyunda yapabileceği şeyler değildi. Oh, hadi biraz daha seviye kasalım!

 Dalin’e veda ettikten sonra ormana doğru ilerlemeye koyuldum. Bu sefer hedefimi değiştirmiş ve 36. Seviyede olan Vahşi Sırtlanları gözüme kestirmiştim. Bu bahsi geçen sırtlanlar hem uyanık hem de çevikti ancak muhtemelen gücüm onlara yetecek kadar yüksekti.

  20 metre ilerimde ağır hareketlerle gezen bir sırtlan gördüm. Arkadaşını çağırmaya çalışıyor gibi bir tipi vardı.

 “Hadi bakalım!”

  Bu sefer öne doğru atılan Bobo değil bendim! Kılıcım etrafa altın ışık hüzmeleri saçmaya başlamış ve 2. Seviye Kombo yeteneğimi aktif etmiştim!

Pupu!

“379!”

“401!”

  Ortaya çıkan bu akılalmaz hasarları görünce başım dönmeye başlamıştı. Heh, işte böyle yahu!

  Sırtlan acı dolu bir çığlık attıktan sonra pençesini kaldırıp bana doğru savurdu.

  Bang!

  97!

  Hehe, bu ağır zırha sahip olduğum sürece beni öldüremezsin!

  Kılıcımı bir sağa bir sola savurdum. Ardından daha önce de yaptığım [İleri darbe+Kesik+Yatay Kesik+Ağır Darbe+Kesik] kombomu uyguladım. 5 saldırı toplam 2.9 saniye sürmüş ve sırtlanı yere yıkmıştı!

  Kılıcı iki kez daha savurdum ve 36. Seviye sırtlan hayata gözlerini yumdu.

  Oracıkta donakalmıştım. 5’li kombomu yaptığım esnada özel bir hissiyat, tanıdık bir tekniğin belirdiğini hissetmiştim. Ayırca saldırıların zaman aralığı da azalmıştı. Eskiden her saldırı 1 saniye sürerken, artık 5 saldırı toplamda 2.9 saniyemi alıyordu. Tabii bu işaretlerin nereye çıktığını fazla düşünmeye gerek yoktu. Kendi kombomu oluşturmaya çok yaklaşmıştım!

……

 Sevinçten havalara uçarken 33. Seviye Cang Tong’dan bir mesaj geldi!

  ‘’Li Xiao Yao, seviye mi kasıyorsun?’’ diye sordu.

  ‘’Evet, saat akşam 9. Atıştırmalık bir şeyler mi istiyorsunuz hanımefendi?’’

  ‘’Evet, sorun olur mu?’’

  ‘’Ne demek efendim, hemen oraya geliyorum!’’

   “Mm…”